Ünlü oyuncunun feci sonu! Estetik oldu burnu korkunç hale geldi

Burun estetiği olan Çinli sanatçı Gao Liu, dokunun çürümesi sorunu burnu korkunç hale geldi.

Çin’in sosyal paylaşım platformlarından Veybo’da, Gao, 5 milyondan fazla takipçisi bulunan hesabından, geçirdiği ameliyatın sonucuna ilişkin fotoğraflar paylaştı. Ülkenin Guangdong eyaletine bağlı Guangcou kentindeki bir hastanede geçirdiği 4 saatlik plastik cerrahi operasyonunun burnunda doku çürümesine neden olduğunu belirten Gao, “4 saatlik operasyonun kabusun başlangıcı olmasını beklemiyordum.” ifadesini kullandı.

Gao, burnunda oluşan görüntü nedeniyle daha önce imzaladığı dizi anlaşmasından çekilmek zorunda kaldığını, bu işten elde ettiği aylık 400 bin yüen (yaklaşık 60 bin dolar) tutarında ücreti kaybettiğini ve anlaşma şartlarının ihlali sebebiyle 2 milyon yüen (yaklaşık 308 bin dolar) tazminat ödemek zorunda kaldığını kaydetti.

Hastane personeline soruşturma açıldı 
Arkadaşının tavsiyesiyle gittiği plastik cerrahi hastanesinin ameliyat konusunda yetkin olmadığını daha sonra anladığını belirten Çinli sanatçının paylaşımı binlerce yorum aldı. Çin basınındaki haberlere göre, Guangcou’daki hastane personeline soruşturma açıldı. Çin’de plastik cerrahi operasyonlarının yapıldığı klinik sayısı 2019’da 60 bini geçmişti.

Nur Ertürk kaç yaşında aslen nereli? Oğlu Mert’in babası kimdir?

Nur Ertürk kimdir, aslen nereli, kaç yaşında ve Nur Ertürk’ün eşi kim ne iş yapıyor? Türkülerin sevilen sesi Nur Ertürk aslen Sivaslı 9 çocuklu bir ailenin çocuğu. 1992 yılında tekstille uğraşan eşiyle tanışma hikayesi ise çok ilginç. Nur Ertürk’ün şu sıralar boyunu geçen Mert Emirtaş adında bir oğlu var. Nur Ertürk’ün eşi, çocuğu ve merak edilenleri haberimizde.

Nur Ertürk kimdir, aslen nereli, kaç yaşında ve Nur Ertürk’ün eşi kimdir soruları merak konusu oldu. Aslen Sivas doğumlu olan Nur Ertürk 9 çocuklu bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Sesi ile büyüleyen ve türkülere yeni soluk getiren Nur Ertürk 1992 yılında tekstilci eşi ile nikah masasına oturmuş ve bu evlilikten 1993 yılında Mert Emirtaş adında bir oğlu olmuştur. İşte Nur Ertürk’ün bilinmeyenleri, oğlu ve eşi…

Mide botokso yaptıran ve yaklaşık 20 kilo vererek bambaşka biri olan Nur Ertürk, verdiği bir röportajda Nur Ertürk eşiyle tanışma hikayesini şöyle anlatıyor…

– İlginç bir tanışma öykümüz var.. Ben o zaman Maxsim’de çıkıyorum. 5 yıl kadrolu türkücülük yaptım orada. kullanMesleğimin en başarılı dönemleri diyebilirim. Evlilik aklımın ucundan geçmiyordu. Bütün aşklar nefretle başlar derler ya bizimki biraz öyle oldu. Bir arkadaşım gece kulübünde çıkıyordu, galası vardı, ben de sahneye çıkacağım için ailemi önceden gönderdim, sahneden indikten sonra gittim ki ailem arka taraflarda oturuyor, o zamanlar önlerde oturmak prestij göstergesiydi. Hemen müdürü çağırdım, sordum neden burada oturuyorlar diye. Nur hanım kıramayacağımız bir müşteri geldi dediler. Masaya da baktım gençler var, yakışıklı çocuklar, iki üç bayan, böyle bir nefretle baktım.

Zengin aile çocukları oldukları belli. Bundan rahatsızlık duydum, o masada oturanları kaldırın oradan kaldırmazsanız gidiyoruz dedim. Müdür Bey gitti müstakbel eşime durumu izah etmeye çalışıyor ancak o asla, hayır şeklinde kafasını sallayıp duruyor, görüyorum bunu. Müdür bey geldi, çok kıymetli insanlardır, iyi insanlardır söyleyemedim de falan dedi. Bende dedim onların önüne bir masa hazırlayın o zaman.

O Malatyalı ben Sivaslı gelenek, görenek birbirine benziyor. Kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi muhabbete daldık. Tanıştıktan 3 ay sonra evlendik.
Tam onların masasının önüne bir masa yaptırdık. Kalabalık da bir aileyiz, oturduk, bende masanın başına oturdum sürekli o masaya bakıyorum. Sahneye çıkan arkadaşımın arkadaşıymış eşim. Onunla haber gönderdi, özür diledi. Baktım çok da düşündüğüm gibi bir insan değil, o zaman dedim bende kaba davrandım bir kahve içelim. Program bitti oturduk sohbet ettik, O Malatyalı ben Sivaslı gelenek, görenek birbirine benziyor. Kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi muhabbete daldık. Tanıştıktan 3 ay sonra evlendik.

Nur Ertürk kimdir: Nur Ertürk ; 9 çocuklu bir ailenin en son üyesi olarak Sivas ilinde dünyaya gelmiş bir ses sanatçısıdır. Ailesi ile birlikte çoğunlukla maddi durumlardan dolayı Sivas’dan İstanbul’a taşınmak zorunda kalmıştır. İstanbul’a taşındıklarından kısa bir süre sonra babasını kaybetmiştir. Nur Ertürk , tüm olumsuzluklara rağmen eğitim hayatına devam etti ve başarılı da oldu.

Daha sonra bu başarısını üniversite sınavında göstererek Gazi üniversitesine gitmeye hak kazandı fakat annesi şehir dışında okutamayacağından dolayı Gazi üniversitesine gidemedi. Nur Ertürk , ilk resmi kariyerini Kanal 7 ekranlarında gerçekleştirmiştir. Bir sabah programı sunarak müziklede içli dışlı bir hale gelen Nur Ertürk ilk olarak kadın programlarının başlamasına neden olan kişi kabul edilir.

Televizyon ile birlikte müzik kariyerini birlikte resmi olarak yürütemeyen sanatçı 1980’ li yıllarda İlvanlıyım şarkısı ile ilk defa Türk Halk Müziğine el atmıştır. Daha sonra teksitil işleri ile uğraşan bir iş adamı ile evlenen Nur Ertürk 1992 yılında evlenmiş ve 93 yılında bir erkek çocuğu dünyaya getirmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Anayasa mesajı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni Anayasa konusunda çağrısını yineleyerek, “Gelin hep birlikte yeni Anayasa konusunda tekliflerimizi hazırlayalım ve tartışalım. Vizyoner bir bakış açısıyla, hüsnü niyetle bunları milletimizle paylaşalım. Nihai olarak milletimizin önüne en kapsayıcı, en ufku geniş, ülkeyi en uzun süre taşıyacak metni koyalım. Cumhuriyetin 100’üncü yılını darbe Anayasası ile değil, sivil Anayasa ile karşılayalım. Biz en yapıcı katkıyı sunmakta kararlıyız” dedi. Kıbrıs’taki gelişmelere de değinen Erdoğan bugün beraberindeki heyetle KKTC’ye yapacağı ziyareti hatırlatarak, “Bugün Fuat Bey ile beraber KKTC’ye gidiyor ve KKTC’de geniş bir çalışmayı başlatacağız. Süratle de bu çalışmalarla KKTC’yi yeniden ayağa kaldıracağız. Maraş’tan Dip Karpaz’a kadar Ulaştırma Bakanlığımız içinde olacak, burada yoğun bir çalışma içine gireceğiz. Kuzey Kıbrısı çok modern bir devlet olarak hayata katacağız” diye konuştu

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

“Dünyada halkının Kurtuluş Savaşı’nı bizzat yürüten, yeni devletini bizzat kuran, hizmete devam eden pek az Meclis vardır. Böyle bir Meclis’e sahip olmakla ne kadar övünsek azdır. TBMM’yi yeni ve tarihi bir görev daha bekliyor. Reform paketimizin çatısını oluşturan yeni Anayasa teklifimizi Kabine toplantımızın ardından milletimizle paylaştık. MHP’nin de olumlu bakmasıyla Türkiye tarihinde ilk defa sivil anayasa hazırlama şansına sahip olmuştur. Yeni Anayasamızın Cumhuriyetin 100’üncü yılı hedeflerini taçlandıracağına inanıyorum.

Tek parti dönemi faşizminin ardından 1960 darbesinin, 1980 darbesinin gölgesinde hazırlanan Anayasaların yarattığı sorunların ülkemize ağır sonuçları olmuştur. Milli iradenin etkisini sınırlayan bu Anayasaların ruhuna işleyen çarpıklık giderilememiştir. Uzun süreli iktidar dönemleri bile bu sıkıntıları çözmeye yetmemiştir. Adını utanmadan Cumhuriyet Mitingleri koydukları gösterilerle kendini devletin ve milletin üstünde gören kibir abidelerinin saldırılarına şahit olduk. Faşist zihniyetle yol yürümekle çekinmeyenlerin Meclis’e nasıl ayar vermeye çalıştıklarını unutmadık. Partimize kapatma davasına belge üretme peşine düşenleri de unutmadık.

“ANAFORLAR BİTMEK BİLMEDİ”

Türkiye son 7-8 yılda yeni işgal girişimiyle karşı karşıya kaldı. Hamd olsun, bu ihanetlerin hepsi aziz milletimizin sinesine çarparak paramparça oldu. Yönetim sistemimizi de rehabilite etmek için çalıştık. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından ülkemizi yeni bir yönetim sistemine kavuşturmayı başardık. Darbe anayasasının ruhundan kaynaklanan anaforlar bir türlü bitmek bilmedi.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde de buna şahit olduk. Yeni yönetim sisteminin birinci yılı ardından yapılan kapsamlı analizde bununla yüzleştik. İnsan Hakları Eylem Planı’nda da bunu gördük. Attığımız her adımda meselenin yamalarla, restorasyonlara çözülemeyeceği gerçeğiyle karşılaştık.

“ÖYLE BİR METİN OLSUN Kİ…”

Geçmişte aynı tespitlerle Meclis’te yeni bir Anayasa çalışması başlatmıştık. Tüm partilerden eşit sayıda üyenin katılımıyla bir komisyon kurarak ilk adımı atmıştık. Bu samimi adımımız CHP’nin işi yokuşa sürmesiyle akamete uğramıştı. Bugün artık hem vesayeti kırmış, hem darbe heveslilerine mesajını vermiş bir Türkiye var. Daha sağlam bir çatıya ihtiyaç var. Milletimizin samimi ilgisi ve yüksek beklentisi de yeni anayasayı kamuoyuna sunma konusunda cesaretlendirmiştir.

Anayasalar mümkünse toplumun tamamının ama kahir ekseriyetinin desteğini almak zorundadır. Tercihimiz tüm siyasi partilerimizin bu sürecin içinde yer alamsıdır. Bunun için sonuna kadar samimi bir gayret göstereceğiz. Ancak kimi siyasi partiler kendini sürecin dışında tutsa bile biz milletimizin yeni Anayasa çalışmalarının içinde olmalarını temin edeceğiz. Bunun için acele etmeden her kesimle istişareleri yaparak bir Anaysa metni ortaya çıkarmalıyız. Bu öyle bir metin olsun ki Türkiye Cumhuriyeti’nin 150’nci 200’üncü yılları kutlanırken, tarihi dönüm noktası olarak gösterilsin. Bu böyle bir metin olsun ki Anayasa literatüründe örnek gösterilsin.

2023’E SİVİL ANAYASA

Türkiye’ye 18 yılda Cumhuriyet tarihinde görülmemiş hizmetler kazandırmış bir kadro olarak ilk sivil Anayasa’yı kazandırmaya da hep birlikte nail olacağız. Bu konuda en önemli görev TBMM ve Cumhur İttifakı’na ve AK Parti’ye düşecektir. Cumhur İttifakı olarak tam bir anlayış içinde olduğumuzu görüyoruz.

İnsan Hakları Eylem Planı ile ve Anayasa konusunda özet bir çerçeve ortaya koyacağız. Siyasi partilere, akademisyenlere, STK’lara, medya kuruluşlarına çağrıda bulunuyorum. Gelin hep birlikte yeni Anayasa konusunda tekliflerimizi hazırlayalım ve tartışalım. Vizyoner bir bakış açısıyla, hüsnü niyetle bunları milletimizle paylaşalım. Nihai olarak milletimizin önüne en kapsayıcı, en ufku geniş, ülkeyi en uzun süre taşıyacak metni koyalım. Cumhuriyetin 100’üncü yılını darbe Anayasası ile değil, sivil Anayasa ile karşılayalım. Biz en yapıcı katkıyı sunmakta kararlıyız.

KORONAVİRÜS İLE MÜCADELE

Dünya salgın tehdidinin ve tedbirlerinin yol açtığı ağır sonuçlarla yüzleşiyor. Biz hem sağlık altyapımızın ve sistemimizin gücü, ekonomik ve sosyal tedbirlerle daha az hasarla atlatıyoruz. Batılı ülkeler baş etmek zorlanırken, biz salgın sonrası dönemi hazırlıklarına başladık. Salgından olumsuzluk etkilenen her vatandaşımızın sıkıntısını biliyoruz. Bu sıkıntıların çözümü için yeni destek programları geliştiriyoruz. Hiçbir vatandaşımızın kendisini sahipsiz hissetmemesi için tüm imkanları harekete geçirdik.

Polisimiz, bekçimiz, jandarmamız, öğretmemiz, imamımız vatandaşımızın evine kadar giderek yardımcı oluyor. Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında verdiğimiz destekler 51 milyar lirayı geçti. Her kesimden insanımıza destek olmak için yüzlerce milyar liralık kaynağı milletimizin hizmetine sunduk. Sağlıkta hizmete açtığımız hastaneler bile birçok ülkenin toplam kapasitesini aşıyor. Ulaşım ve enerjide geldiğimiz seviyeyi herkes takdir ediyor.

İZMİR’DE BORÇLANMA TARTIŞMASI

İzmir’deki Çiğli Tramvayı temel atma töreninde konuşan CHP Genel Başkanı, belediyenin daha uygun şartlarda borçlandığını övünerek anlatıyordu. Belediye bu finansmanı izin aldığı dönemde gerçekleştiremediği için zaten şu anda böyle bir borçlanma iznine de sahip değildir. Ortada borçlanma izni bulunmadığı için belediyenin kredi kullanımız söz konusu değildir. Proje finansmanı ile tahvil ihraçları birbirleriyle ilgisi olmayan konulardır. Kılıçdaroğlu ekonomiden ve rakamlardan anlamadığı için hazinenin sağladığı uluslararası finansman kredi şartlarının daha uygun olduğunu da bilmiyor. Hepten cahil. Bunların hangi yalanlarını düzelteceğimizi bilmekten usandık. Bunları görünce bir anda 1994 yılında İstanbul Belediye Başkanlığına seçildiğimiz günleri hatırladık. Hazine ve Maliye Bakanlığı herhangi bir tahvil müsaadesi vermedikten sonra hiçbir belediye bu şekilde borçlanmaya gidemez. Bu sonunda bana gelir, benim de onaylamam gerekir. Ben onamadan bu dış borçlanmayı yapamaz. Bilmiyor. Hiçbir şeyi takip etmiyor. Bundan sonra da sen bu yanlışla gidecek olursan burada soru işaretleri artar.

İstanbul’u sokakları çöpten geçilmeyen, ulaşım felç, havası kirli, insanları sahipsiz bir şehir olarak devralmıştık. El ele verip, birkaç yıl içinde şehrin tüm sorunlarını çözüm yoluna koyduk. CHP belediyesinden devralmıştık. Bu meselelerin bazıları yeniden hortlamaya, CHP’li belediyelerin olduğu şehirlerde görülmeye başlandı.

Bu ülkede kimin hizmet siyaseti kimin eser siyaseti yaptığı, kimin de istismar, ideolojik bağnazlıkla milleti perişan ettiği ortaya çıkmıştır. Ayda bir bu tür bazı başlıklarda görüntülü konuşmalarımı gerçekleştireceğim. Bütün bunlarla beraber vatandaşımız gerçekleri bizzat ekranda izleyerek bizden de dinleyerek görecek. Başka çaremiz yok. Bunlarda yalan bol. Edep, adap böyle bir şey de yok. İzmir’in hlai ortada 35 yıldır sizde. Altyapı için bir şey yapmaz mı? İzmir tüm altyapısıyla çökmüş vaziyette. Siz ne yapıyorsunuz? Suyunuz yoktu, biz DSİ’ye verdiğim talimatla biz getirdik. Halk benim halkım. Biz onları susuz bırakamayız. Büyükşehirler suyu kendisi temin etmek zorundadır. İzmir’de böyle bir şey söz konusu değil.

İstanbul, Ankara temenni ederim ki kar falan geldi de toparladık işi. Her türlü sıkıntı olabilir. Barajları da biz yaptık. Bu barajlar sayesinde İstanbul susuzluğu yaşamıyor.

Kendi partisi içindeki tacizi, tecavvüzü kapatmaktan milletin derdine derman olamayanlar, bunun bedelini sandıkta verecektir. Beceriksizliği ve kötü yönetimi kendi seçmenini de isyan ettiren bu belediyecilik anlayışını milletimizin takdirine havale ediyoruz. CHP içindeki sağduyu sahibi insanlarıma sesleniyorum. Terör örgütleriyle yanyana geçmiş CHP, Kuva-i Milliye CHP’si midir? Hayır. Şu andaki CHP, siyasetteki nice önemli isimlerin CHP’si mi? ABD’den ve AB’den demokrasi dilenen, oradan kulağına üflneneleri siyaset sanan CHP, emparyalizme karşı yumruk sallayanların CHP’si mi? Bu sorulara cevap verilecekse ve evet ise bizim için mesele kapanmıştır. Hayır ise, iş işten geçmek üzeredir.

CHP’YE: “DAHA NE YAPACAKSINIZ?”

CHP’nin başındaki zat siyaset adı altında yüzsüz ve onursuz bir yöntemi partisine ve ülkeye dayatıyor. Aynı hezeyanları ısrarla tekrarlamasını acı bir tebessümle seyrediyoruz. Yalanla, iftira ile beslenen yüzü kızarmayan, siyasi ahlaktan nasipsiz bir karikatür tip ile, bir adamcağız ile karşı karşıyayız.

Kabinenin nasıl kurulduğunu idrak edemeyen bu zat, bakanların atamayla geldiğini sanıyor. Kasetle gelip, kasetle gitmiyor. Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Saf. Anayasa Mahkemesi’nin, Danıştay’ın önünde kamp kuran, her şeyi yargıya taşıyan bunlar değil miydi? Arbede çıkarmaktan, iç tüzük oyunlarına başvuran bunlar değil miydi? Daha ne yapacaksınız? Biz hiçbir partinin içişlerine karışmayız.

Geçmişte milletvekili ödünç verme sistemiyle siyaseti zehirleyen CHP, bu ülkeyi ve ilkelerimizi yerle bir etmiştir. Kiralık milletvekili vereceksin, İP kiralık milletvekili vereceksin. Bunlar bunu da yaptı. Son günlerde bu partiden ayrılanların hem eski partilerine hem bize yönellik eleştirilerini dinliyoruz. Bu eleştirilerde katıldıklarımız da var, katılmadıklarımız da… Diğer partilerden istifa edenleri coşkuyla karşılayanların CHP’deki istifaları yerden yere vurmasını ibretle takip ediyoruz.

KIBRIS’TAKİ GERİLİM: ÇILGIN TÜRKLERİ İYİ TANIYIN

Kıbrıs meselesi, Türk ve Kırbıs halklarının ortak davasıdır. Tüm çabalara rağmen kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuturulamadı. Türk tezinin yerel özerklik şeklinde ortaya konduğu görüşmeler 1971 sonuna kadar sürdü. 15 Temmuz 1974’te yaşanan Rum-Yunan darbesiyle son buldu. Kıbrıslıu kardeşlerimizin can güvenliğini sağlamak için gerçekleştirdiğimiz Barış Harekatı ve Kıbrıs Cumhruiyeti kuruldu. 1960’larda Kıbrıs Türk tarafına otonomi tanımayan Rumlardır. 1970’lerde iki toplumlu federasyonu kabul etmeyen yine Rumlardı. Amaçları bu süreçte Kbırıs Türk tarafının elde edebileceği hakları, üye olmadığı AB içinde aşındırarak adayı tek başlarına yönetmekti.

İşte bunlar tek millet, hiçbirt zaman sözlerinde durmadılar, bundan sonra da durmayacaklar. Ben açıklama yapıyorum ‘Miçotakis ile görüşebilirim’ diyorum, o meydan okuyor. İstikşafi konuşmalar başlasın dedik, şimdi Atina’da yapılacaktı. Miçotakis meydan okudu. Sen meydan okuduktan sonra seninle nasıl bir araya gelelim? Önce haddini bileceksin. Sende barış arayışı varsa sende haddini bil, meydan okuma. Masadan kaçtın, biz masadaydık. Bu şekilde gitmesi halinde biz senin masaya oturamayız. Neyinize güveniyorsunuz? Eğer bir yerlerden destek geleceğine inanıyorusanız, yanılıyorunuz. Türkiye yerindedir, gereğini yapmasını da bilir. Bak sen bazı dağlara güveniyorsun o güvendiğin dağlara kar yağdı, hiçbirinden fayda gelmez. Biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Çılgın Türkleri iyi tanıyacaksın.

Bugün Fuat Bey ile beraber KKTC’ye gidiyor ve KKTC’de geniş bir çalışmayı başlatacağız. Süratle de bu çalışmalarla KKTC’yi yeniden ayağa kaldıracağız. Maraş’tan Dip Karpaz’a kadar Ulaştırma Bakanlığımız içinde olacak, burada yoğun bir çalışma içine gireceğiz. Kuzey Kıbrısı çok modern bir devlet olarak hayata katacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi dünyanın 10 büyük ülkesi arasına sokacağız

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yürütme yetkisinin tek yolu yüzde 50+1’dir. 40 benzemezi aynı torbaya sokmaya çalışan ittifak çalışmaları bile bu gerçeği değiştirmiyor” dedi

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı RTE Recep Tayyip Erdoğan, parti genel merkezinden AK Parti Balıkesir, Osmaniye, Tokat, Tunceli 7. olağan il kongrelerine canlı bağlantıyla katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“AK Parti Kongreleri bir siyasi parti toplantısı ötesinde, ülkenin ve milletin geleceğe ilişkin umutlarının tazelendiği demokratik toplantılarıdır. Girdiğimiz 15 seçimde birinci yaparak, bugünlere bizi milletimiz getirmiştir.

Milletimiz bugün bize 2023 hedeflerini işaret ediyor. Kongrelerimizde partimizi 2023 seçimlerine taşıyacak, sandıkta bir kez daha elde edeceğimiz zafere imza atacak kadroları belirliyoruz. Gözlerinizdeki parıltı, yüreklerinizdeki kıpırtı büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına katkı sunma heyecanın işaretidir. Türkiye’nin bu kritik döneminde hayatınızın diğer alanlarından fedakarlık yaparak elinizi taşın altına koyduğunu için sizlere teşekkür ediyorum.

“FIRSATLARI DEĞERLENDİRİP HEDEFLERE ULAŞACAĞIZ”

Türkiye’nin 18 yılda elde ettiği başarıların kahramanı da işte bu kadrodur. Geleceğin aydınlık Türkiye’sini birlikte inşa edecek, bizden sonraki nesillere 2053 vizyonlarını gerçekleştirebilecek bir ülke inşa edeceğiz.

Dünyanın yaşadığı değişimlerin çoğunun gerisinde kaldık. Bu kez fırsatları değerlendirecek ve hedeflerimize ulaşacağız.

Ülke olarak uluslararası alanda, parti olarak içeride maruz kaldığımız saldırıların gerisinde, küresel güç dengelerinin dışında bırakma olduğunu biliyoruz. Ülkemize kendi senaryolarına göre istikamet biçemeyecekler. Milletimizle birlikte yürüdüğümü bu kutlu yolda zafere ulaşmamıza engel olamayacaklar.

Demokrasimize sahip çıkarak, ekonomimize sahip çıkarak, özgürlüğümüze sahip çıkarak Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına sokmakta kararlıyız.

“ALLAH RAZI OLSUN SÖZÜNÜ DUYMAK İÇİN ÇALIŞTIK”

Önümüze kurulan tuzakları aşarak, kirli oyunları deşifre ederek, kendimizle birlikte tüm dostlarımızın hakkına hukukuna sahip çıkmayı sürdüreceğiz.

Cumhur İttifakı olarak ülkemizi çalkantıların içinden çıkararak, huzura ulaştırmak için daha çok çalışacağız. Biz 40 yıllık siyasi hayatımızın her gününü ‘Allah razı olsun’ sözünü duymak için çalıştık. Son nefesimize kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

AK Parti’nin siyaseti eser, kalkınma siyasetidir.

Artık ülkemizin 84 milyona yaklaşan nüfusunun her birini partimizin tabii mensubu olarak görüyoruz. Ana kademimizde, kadın kollarımızla, gençlik kollarımızla gönlünü partimize çekemediğimiz tek bir kişi bizim eksiğimizdir.

AK Parti’nin Genel Merkez yöneticisinden mahalle ve köy temsilcine kadar tüm kadroları 365 günü seçim günü gibi değerlendirmek zorundadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yürütme yetkisinin tek yolu yüzde 50+1’dir. 40 benzemezi aynı torbaya sokmaya çalışan ittifak çalışmaları bile bu gerçeği değiştirmiyor.

“HAKİKAT SELİNİN ÖNÜNDEN KAÇAMAYACAKLARDIR”

Sahaya çıktığınızda sizin bir adım gittiğiniz vatandaşın size 3-5 adım geldiğini göreceksiniz. Bizimle eser ve hizmet yarışına giremeyenlerin, milletimizin feraset duvarına çarptıklarını biliyoruz. Yeter ki biz kendi istikametimize sahip çıkalım.

Bu yolun sonu zafere çıkacaktır. Devletimizin güvenliğine kast eden hiç kimse itibar bulamayacaktır. Yalan ve iftira çıtasını yükseltenler hakikat selinin önünden kaçamayacaklardır.

Ülkemizi ve milletimizi bu faşist ve riyakar siyasetin eline bırakmayacağız. Bunların gerçek yüzlerini milletimize teşhir edeceğiz. Ama asıl kendi işimize bakacağız. Milletimize daha çok hangi hizmetleri verebileceğimize bakacağız.

Milli Uzay Programımızı açıklayarak gözümüzü uzaya diktiğimizi ilan ettik. Ülkemizin uzay yarışında en önlere çıkma kararlılığını gösterdik. Bizim asıl gündemimiz bunlardır.”